(2000 yılı bahar
aylarında mat99.cjb.net te yayınlanmak amacıyla kaleme almış
olduğum yazıyı sunuyorum..)
Newyork Notları..
Geldiğim tarihten beri tam 8 ay
olmuş...dile kolay tam 8 ay.
Bu yazımda sizlere o adını çokca duyduğunuz dünyanın ticaret
merkezi gibi sıfatlarla anlatılan Newyork’u genel olarak
tanıtmaya çalısacağım.Kimilerine göre rüya ülke Amerika
kimilerine göre rüya şehir Newyork.Hemen hemen herkesin
gönlünden bu şehri görmek geçmistir.Evet nedir bu şehrin
gizemi?Yoksa çok mu abartılıyordur bu şehir?
Newyork,yerleşim nüfusu 18 milyonluk bir kent.Bu rakamın
ancak yarısı bu kentte oturmakta diğer yarısı ise
eğitim,ticaret,turizm gibi nedenlerle gelmiş (mesela ben)
insanların rakamıdır.Newyork,yüksek binalarla simgelenen şu
bızım adını sık sık duyduğumuz Özgürlük Heykeli, Empire
State ve Dünya Ticaret Merkezi gibi dev gökdelenlerin olduğu
kent.Bu kentin gözbebeği yani dünyanın esas ticaret merkezi
Manhattan’dır.Burası ayrıca Newyork’un en pahalı ve en
karmaşık kısmıdır.Yolunuz düşerse sakın burda otelde falan
kalmayın.Geceliği 50 bin dolara kadar olan lüks oteller
mevcut.
Bu şehirde toplu taşıma denilince akla metro
gelir.İstanbul’daki gibi her köşeye giden otobüsler
bulamazsınız burada.Bir de Manhattan dışında kalıyorsanız
otobüs ve metro kelimelerini unutacak başka alternatifler
arayacaksınız.Nedir bu alternatifler?Pek fazla
alternatifiniz yok.Yapacağınız tek sey tıpış tıpış gidecek
bir araba alacaksınız.Nee araba mı? Nasıl olur araba almak
için kaç yıl para biriktirmek gerek falan
diyeceksiniz.Hayır.Burada 50 dolar ila 500 bin dolar
arasında her keseye uygun arabalar mevcut.Ha sakın buna
inanıpta 50 dolara araba almaya kalkmayın çünkü sizi bir
yada birkaç kez ancak götürür..Keseye göre bin ila binbeşyüz
dolar arası bir araba epey idare eder.Unutmayın ki
Amerika’da en fazla para kazananlar mekaniklerdir(araba
tamircileri ).Ufak bir arıza pahalıya patlayabilir.Burada
yaşlısından gencine herkesin mutlaka arabası var.Dikkat edin
araba sürerken pek yaşlılara yaklaşmayın.Başınız
ağrıyabilir.
Yollar çok
geniştir.Evden ayrılın birkaç dakika sonra kendinizi otoban
gibi bir yolda buluyosunuz..Korkmayın burada kurallar çok
sıkı uygulanıyor dolayısıyla belli bir düzen var.Ha
unutmadan her sokak başındaki stop levhalarında durun.Yoksa
“ticket” yersiniz..Tabi ki ehliyet almak gerekiyor en
başta.Ama korkmayın burada ehliyet almak çok zor
değil.Sadece biraz uzun sürüyor.Siz her halukarda
ehliyetinizi uluslarasına çevirin de gelin.Ama unutmayın
ayakkabı almayın ama araba alın!
Newyork’ ta evler merkezi yerlerde çok katlı olmasına karşın
genelde tek katlı ve bahçelidir.Her ailenin çocuklarının
oyun oynayabileceği genişlikte yeşillendirilmiş bahçesi
vardır.Ev kiralayanlar için buzdolabı,mikrodalga fırın sabit
eşyalardandır.Bazı kiralık evlerde hertürlü eşya bulunur.Bu
da biraz şans meselesi.Evlerde kesinlikle ısıtma sistemi ve
24 saat sıcak su bulunur.Aylık kira ne kadar
diyeceksiniz.Evet işte Newyork burada kendini
hissettiriyor.En ucuz evler 800 dolardan başlar.Bu yüzden
öğrenciler genellikle ortak ev tutarlar.Yeri gelmişken
çamaşır yıkamayı dert edenler için “Laundry” denen
çamaşırhaneler vardır.Burada büyük, para ile çalışan çamasır
makinaları çamaşırları yıkar ve kurutur.Ama ütülemez...Zaten
Amerika’da ütü pek yaygın değil.Bu yüzden ütü gerekmeyen
elbise almanız işinizi rahatlatacaktır.
Newyork’ta yaşayan insanları yüzde olarak değerlendirecek
olursak Amerikalı’lardan sonra Spanish’ler(ispanyollar)
gelir.Onları Japanese ve Chinese’ler izler.Her ırktan her
tipten ve her cinsten insanlara rastlamak mümkündür..yeter
ki şöyle bi açılın. Zenciler genelde kendi çöplüklerinde
yaşarlar.Pek çalışmayı sevmezler ama sorun olmayı pek
severler.Harlem mekanlarıdır.Harlem’i gezmek mi? Aklınızdan
bile geçirmeyin.Hele geceleri Central Park’a
uğramayın.Kendinizi her an soğuk bir morgta
bulabilirsiniz.Diyeceksiniz ki Türkler ne alemde?Evet
kambersiz düğün olmaz.Biz de varız burada.Ne iş yapar bu
türkler?Evet bu soruya belki hiç duymadığınız bir cevap
geliyor.Benzin istasyonları..evet yanliş duymadınız.Sakın ha
küçümsemeyin.Newyork’ taki benzin istasyonlarının yüzde 70’i
Türklerindir.Atmıyorum.50-60 tane istasyonu olan Türkler pek
te az degildir.Burada bir ayrıntıyı vermek
istiyorum.Türkiye’de kimse kendi benzinini kendisi
doldurmaz.Yani siz arabayı çekersiniz birisi gelir ve
doldurur.Burada ise insanların yüzde 90’ı kendisi
doldurur(self serve).Çünkü full serve pahalıdır ve
Amerikalılar da “penny” yi çok severler.Benzin
istasyonlarının yanında restaurant işletenler de
vardır.Yaklaşık olarak 20-30 bin türk olduğu tahmin
ediliyor.Bu noktada yeri gelmişken birşeyden bahsetmek
istiyorum.Burda benzin sudan ucuzdur.Mesela 1 litre benzin
0.4 dolar civarında.Yarım litrelik memba suları ise 1
dolar.Varın siz kıyas edin.Bu yüzden burda kimsenin
kafasında yakıt sorunu yok.Gerçi son birkaç yıldır çok
pahalansa da(gecen yıl bu rakamin yarısı kadarmıs) kimse
etkilenmiyor.
Gelelim mide meselesine..Bir kere burda et yemek ile plastik
yemek arasında pek fark yok.Adamlar hayvanları öyle bir
hormonlamışlar ki etten baska herşeye benziyor.Sebze ve
meyvelerin tadı da farklı.Tad mı?Yok ben henüz alamadım.Bir
tek elmaları güzel.Burada süper marketler (store) de envai
ceşit yiyecek bulmak mümkün.Ama dedim ya alın diyeceğim ama
alışkın olmadığınızdan tad tuz bulamayacaksınız.Bir de
mesela bir yoğurt ya da baska birşey mi alacaksınız, her
yiyeceğin ve içeceğin en az 20 çesidi var.Aradığınız çesidi
bulmak için en az üç dört denemeye ihtiyacınız olacak.Mesela buraya
ilk geldiğimde evde şeker var ve çay içeceğim.Şeker atıyorum
atıyorum bir türlü çay tatlanmıyor.Meğerse kaloriden
düşeceğiz diye taddan düşmüşler(malum kilo almaktan korkuyo
adamlar).Yine bir yemek yapayım dedim tuzunu tutturamadım.O
da farklı bir tuzmuş.Bunlar sadece birer örnek.Herşeyde bu
böyle.Bu yüzden bir storedaki yiyecekleri tadana kadar
sanırım ömrü de tüketirsiniz.Neyse yanınızda tecrübe sahibi
birileri varsa sorun yok.Yine yeri gelmişken malum domuz
yağından kaçmak isteyenlere bir tavsiyem yiyeceklerin
üzerinde yuvarlak içerisine alınmış U veya K harflerini
arasınlar.Bu harflerin hikayesi yahudilerle alakalı.Bunu
anlatmayacağım. Burada bakkal manav bulmak pek mümkün değil.Herşey
büyük storelarda satılıyor.Bu yüzden diyelim ki bir iğne
alacaksınız yarım saatınızı ayırmanız gerekiyor.Bunlarda
dezavantajlar…yani kısaca tecrübe edeceksiniz herşeyi.Ama
her ne kadar Newyork pahalı da olsa yiyecek içecek ucuz
merak etmeyin.Ayrıca türk mutfağına ait herşeyi türk
restaurantlarında bulmanız olası.Yeter ki siz bir karar
verin.
Teknoloji..Evet benim gibi teknolojiye düşkün olanların yeri
burası.Her türlü elektronik eşya en yeni modeli ile
storelarda mevcut.Ev eşyaları için P.C. Richard &Son
bilgisayarlar için Compusa’yı tavsiye ederim.Haftada bir gün
tavaf edin ki yeniliklerden haberdar olun..Aklıma gelmişken
burda video ve DVD kiralama çok ucuz ve yaygın.Video cd
diyenler için kötü bir hatırlatma burda video cd yok.Ya
video kiralayacaksınız yada dvd.DVD kiralamak için
Bluckbuster(biraz pahalı) ekonomi istiyorsanız Total video
uygun.Sinema;Ayda 30-40 tane film çıkıyor(bunlarin belki
birkaç tanesi ancak Türkiye ye geliyor)..Bu yüzden sinemeya gitmektense dvd izlemek
daha rahat oluyor.Zaten sinemaya ayıracağınız vaktiniz pek
kalmıyor.Ama her adım başı koskocaman “theatre” lar var.Yine
de siz bilirsiniz.
Eğlence..Amerikalılar için hayat çalışmak ve eğlence olmak
üzere iki bölümden oluşur.Hafta içi çok iyi bir çalışma
sonunda cuma ve cumartesi sabahlara kadar varan eğlenceler
gelir.Herkes ama herkes eğlenmek icin birşeyler
yapar.Çoğunluk “club” lara yada “dinner” lara gider.Tabi bu
geceler taksicilerin bayramıdır.Dikkat edin bu dediğim
zamanlarda sokaklarda sarhoşlar tirit atacağından evinizde
oturun.Gençliğe gelince;Biz hep kendi gençlerimizden dert
yanardık.Bir zahmet gelin de burdaki gençliği görün.Yüzde 95
alkol ve sigara yarısı mariuana içer bu gençlerin.Sakın
abarttığımı sanmayın.Benim şaşırdığım nokta bu gençlik le bu
ülke nasıl gidiyor?..
Bayramlar…Hepimiz derdik yahu biz ne çok tatil
yapıyoruz.Bayramlarda seyranlarda bol bol tatil.O yüzden
kalkınamıyoruz falan.Hayır hayır.Burada neredeyse hergün
bayram…İşin şakası burada da kendilerine özgün günler
kutlamalar,bayramlar var.Mesela Hallowen(cadilar bayrami
deriz),noel,valentina’s day(sevgililer günü)ve adları şu an
aklıma gelmeyen bir sürü bayram ve özel günler.Yani
Amerikalılar tatili severler.Demek ki tatil yapmak geri
kalma sebebi degil.Bunu demişken Amerika’da resmi daireler
dışında erken iş alınmaz.Mesela store lar genelde 10 gibi
açılır.Geç te kapanır.Yani bizim bakkal amcalar gibi saat 6
da kimse biryer açmaz.
Eğitim..Gelgelelim hepimizi ilgilendiren esas
konuya:Üniversiteler;Evet,3 bin civarında üniversitenin
bulunduğu Amerika’da Newyork ta büyük dilimleri alan
kentlerden tabiki.Burada da birçok universite var.Colombia,Hofstra,Fordham,New
York University,Newyork Tech.,Long Island University,Adelphi
University ve netten ulaşabileceğiniz diğerleri.İyi
üniversite malum pahalı oluyor.Kredi başına fiyatlar
var.Kredi başına 350 ila 900 dolar civarinda.Bir yığın para
ödeyeceksiniz master ya da lisans eğitimi için.Genelde de 36
civarinda kredi almak zorundasınız.Zaten Amerika sadece
International öğrencilerden yılda 9 milyar dolar gelir
sağlıyor.Yani eğitim burada ticari.Yeri gelmişken önemli bir
şey belirtmek istiyorum.Burada master veren okullara
university,sadece lisans eğitimi veren okullara college
denmektedir.Dolayısıyla college demek aslinda bizim
bildigimiz universite demek.Burada gençler arasında high
school(lise) yi bitirmis olmak bir övünç meselesidir.Yani
aslında Amerika gençliği fazla eğitimi sevmez.Bu yuzden
international öğrenciler US için çok önemlidir.Dil
kurslarına gelince genelde dil kursları bir üniversitenin
bünyesindedir.Yani ayrıca bir yapılanma söz konusu değil.
Aklıma geldiğince Newyork ve Amerika’dan bahsetmeseye
çalıstım.Es geçtiğim detaylar olabilir.Bu yazıyı neden
yazdığıma gelince hem merak eden arkadaşlara hem de buraya
gelmek isteyenlere fikir verme açısından faydalı olabileceği
mülahazasıyla.Aslında daha çok şey var yazılacak ama biz
şimdilik bu kadar diyoruz.Daha çok detay isteyen arkadaşlar
zaten icq ve mail aracılığı ile bilgi alıyorlar.Yalnız şunu
belirtmek isterim ki insanın vatanı gibisi yok.Her ne kadar
problem ve sıkıntıları çok olsa da ülkemiz ve insanımız çok
farklı.Bu yüzden ülkemizin ve insanımızın değerini bilelim
derim.Hani kuşu altın kafese koymuslar illede özgürlük
demiş.İnanın burası da öyle.İnşallah daha farklı
yazılarımızla karşınıza çıkmaya çalışağız.Şimdilik
sağlıcakla kalın…
