GARİP BİR OTOBÜS YOLCULUĞU
Herkesin bir otobüs yolculugu hikayesi vardir. Ama bu hikayede, Antalya-Istanbul arasi tam 24 saat sürüyor.(gercek)
Yolcular 21.30'da Antalya otogarindan Istanbul otobüsüne biniyor. Nasil bir otobüs oldugu sorulunca, "Mercedes iste kardesim, yetmez mi?" cevabi geliyor. Otobüsün üzerinde "Tehran Tur" yaziyor. Biraz gittikten sonra farlarin yanmadigini fark eden bir bayan yolcu bagirmaya basliyor. Soförse, "Biz bu otobüsle Sibirya'ya bile gittik" açiklamasini yapiyor...
Bucak'a geliniyor. Orada bir saat elektrikçi bekleniyor ve farlar yapiliyor. Burdur'a varmak üzereyken yolcular zincir takilmasini istiyor. Yol buzlanmis çünkü. Ancak soför yine Sibirya'yi hatirlatiyor "Bu araba buza aliskindir" diyor... Yolcularin israrina dayanamayinca sadece sol arka tekerlege zincir takiliyor. Burdur'u biraz geçtiklerinde zincir tekerlegi parçaliyor! Muavin, yolculara çay vereyim diye isiticiyi açtigi anda, otobüsün elektrik aksami göçüyor. Gece 1.00 civarinda, bir istasyonda duruyorlar. Yedek lastik olmadigi için, soförlerden biri, taksi çagirip Burdur'a tekerlek aramaya gidiyor. 2 saat sonra dönüyor ama, bulamamis olarak...
LASTIKSIZ FARSIZ
Kalorifer çalismadigi için yolcular donmak üzere. Yarisi istasyondaki büroda uyuyan petrolcünün yanina dolusuyor. Tam isyan hazirliklari baslamisken, içlerinden bir tanesi "Kardesim, adamlar ellerinden geleni yapiyorlar iste" demez mi...
Ama çogunlugun karariyla polis çagiriliyor. Polis bu sefer "Arabayi baglasam ya da trafikten men etsem, siz Istanbul'a nasil gideceksiniz?" diyor... Yolcular, soför ve polisler, otobüsün etrafinda turlamaya basliyor. Bu sirada sirket sahibinin oglu geliyor. Meger otobüs sahibi de yolcular arasindaymis! Polis, iki yolcu ve sirket sahibinin oglunu Burdur'a yeni otobüs bulmaya gönderiyor. Otobüs bulunamiyor ama, sabaha karsi 6.00'ya dogru bir lastikle dönüyorlar...
Bir saat sonra tekrar yola çikiliyor. Muavin "Çay içmek ister misiniz?" diye sorunca, yolcularin agir tehdidiyle karsilasiyor! Afyon'a yaklastiklarinda yolcularin çogu donmak üzere oldugundan, "Siz dinlenme tesisinde bekleyin, biz Afyon'da kaloriferi yaptirip gelelim" diyor otobüsçüler. Içlerinden birinin kalmasi sartiyla yolcular bunu kabul ediyor. Ancak bir müddet sonra o kisi de kayboluveriyor.
MADEM GIDIYORSUNUZ...
Yolcular tesiste üç saat bekliyor, gelen giden yok. Emniyete haber veriyorlar. Hattâ sanayi sitesine otobüsü aramaya gidiyorlar. Polisler sehrin çikislarini tutuyor. Esyalar zaten otobüsün bagajinda kalmis. Bir tv kanalini arayip durumu bildirmeye karar veriyorlar. O sirada polisler otobüsü buluyor. Saat 13.30'da yolculari aynen otobüse bindirip ugurluyorlar.
Ama kiyamet yolculugu henüz bitmiyor... Yolcularla sakalasmayi çok seven soför, karsidan gelen kamyonu gördügü halde yolcularin "Yapma!" çigliklari arasinda sagdaki kamyonu sollamakta olan otobüsü solluyor. Yogun tepkiler üzerine "Bu yolcular beni istemiyor" diyerek hizla giden otobüsün direksiyonundan kalkiyor ve yandaki diger soför, çevik bir hareketle direksiyona atliyor.
Bilecik girisinde ezilmekten son anda kurtulan bir trafik polisi otobüsü durduruyor. "Madem buraya kadar gelmissiniz..." diyerek soförü birakiyor. Ehliyet, ruhsat, yolcu tasima ve trafige çikma izni olmayan, farlari ve kaloriferi yanmayan otobüsü...
Yolcular 'artik' isyan karari veriyor. Biri "Bari el feneri tutun soförün önüne" diye espri yapinca, bunu ciddiye alan muavin, bir el feneri getirip yola tutmaya basliyor. Kurtköy'e gelindiginde soför Opet'e giriyor. Farlari tamir için yarim saat ugrasiyor. Sonuç degismiyor... Soför günün sözünü söyleyiveriyor: "Yahu kardesim, dünden beri sizin için 200 milyon masraf ettik!"