Kaos
Bilimciler, kompleks örtüsü açıldığında tabiatin basit
bir görünüm alacağı görüşündedirler. Bu basit gorünümü de
bir tek matematik formülle ifade etmeyi hedefliyorlar. Buna
giden yol dört temel kuvvetin bir tek temel kuvvete
indirgenmesidir. Bu görüşe göre, açıklanması gereken baska hiç bir sey
kalmayacak tarzda her seyi, prensip olarak guzelce
aciklayabilen bir teori kurulabilecektir. Elbette ki bu,
aciklamamizin esyayi oldugunun aynisi gibi yansitacagi
anlamina gelmiyor. Ancak gercek dunyadaki her bir olusum
nihai süper teorimizin mukabil bir unsuruyla
aciklanabilecektir. Sonunda, kendi icinde uyumlu ve
gozlenebilen her olayi izah eden bir teori kurulmus olacak.
Einstein bu durumu, "bilginin ideal sınırıi" diye
adlandırmıştır.
Einstein'la ifadesini bulan bu gorusun temelleri
Newton'un, 1686 da, yeryuzunde dusen bir elma ile gunesin
cevresinde dolanan gezegenlerin ayni cekim kanununun
etkisinde hareket ettiklerini gostermesiyle atildi. Newton
her iki olayi da matematiksel alarak aciklayan kuvvet
kanunlarini yazdi. Kuvvet kanunlari ve hareket kanunlarinin
birlestirilmesiyle Newton mekanigi de denen klasik mekanik
ortaya cikti.
Newton'un buldugu kanunlar zimnen ifade eder ki, bir
cismin gelecekteki durumlarini simdiki, simdiki durumlarini
da gecmisteki durumlari belirler. Bu, evrendeki herhangi bir
cisim icin soylenebilir. Bu kanunlar evrendeki olaylarin,
bir baslangic noktasinda belirlenmis durumlarin sirayla ve
ardarda meydana gelmesiyle evrimlestigini ima eder.
1630'larda Descartes, Versailles'daki karmasik
otomatlariyla bilinen kraliyet bahcelerini ziyaret etmisti.
Su akitildiginda, muzik sesi duyuluyor, deniz perileri
calgilarini calmaya basliyor ve uc catalli mizragiyla dev
Neptune tehdit ederek yaklasiyordu. Bu ziyaretinden once de
mi aklindaydi bilinmiyor, ancak Descartes'in matematigiyle
destekledigi felsefesi evren ve icindeki her seyin otomatlar
oldugu seklindeydi. Descartes'in zamanindan bu yuzyilin
basina kadar, ve belki de onun etkisiyle, bilimciler evreni
bir Buyuk Makine olarak gormeye basladilar. Sonraki uc
yuzyil boyunca bu Buyuk Makinenin nasil isledigini kesfetmek
icin bilim gelistirdiler.
Bu fikirler, felsefe, din ve hur irade kavrami konularini
derinden etkiledi. Newton hareket kanunlarini dunyaya takdim
edince adina mekanistik determinizm denen bir felsefi
dusunce akimi ortaya cikti. Evren hakkindaki bu gorus,
Pierre Simon de Laplace (1749-1827) tarafindan soyle
ozetlendi:
"Bir zeka herhangi bir anda, tabiati faaliyete geciren
butun kuvvetleri ve tabiati olusturan butun cisimlerin
durumlarini (konum ve hiz gibi) bilip te butun bu verileri
analiz edebilecek olsaydi, en kucuk atomla birlikte
evrendeki en buyuk cisimlerin hareketlerini bir tek formulle
ifade edebilirdi; onun gozunde gecmis kadar gelecek te hazir
bulunurdu."
Bu dusunce tarzi, bir arabanin saglam bir duvara carpmasi
gibi, gelip once quantum mekanigine ardindan relativistik
mekanige carpti. Bu yuzyilin basindan beri bilimciler
baslangicta uzlasmaz gibi gorunen bu uc alani uzlastirmak
icin cok gayret sarf ettiler. Bu alanda epey olumlu yol
almislardi ki 70'lerde yeni bir carpisma oldu. Bu sefer
rakip daha saglamdi ve mekanistik determinizmi hurdaya
ceviriyordu. .

1974'te
Mitchell Feigenbaum pek az arkadaşının haberdar olduğu derin
bir konu üzerinde çalışıyordu: Kaos. Fırtınalı bir günün
ikindisinde elektrik yüklü gökyüzü içten içe yanıp titrerken
15-20 km kadar yukarıdaki bulutlar, güneş ışığını hem süzüp
hem de yansıtarak havada öylece asılı dururlar. Fiziğin es
geçtiği bulutlar tabiatın karmaşık, ayrıntılı ve
sürprizlerle dolu bir yanını oluşturmaktadır. İşte
Feigenbaum sessiz sedasız onları düşünüyordu.
Kaosun başladığı yerde klasik bilim durur. Tabiattaki
olayları bir kanuna bağlamaya çalışan bilimciler daima
düzenin ve düzenli tekrarın peşindedirler. Onlar
atmosferdeki, girdaplarla dolu denizlerdeki, vahşi tabiat
nüfusunun dağılımındaki ve beynin yaydığı elektriksel
salınımlardaki düzensizlikleri hep göz ardı ederler. Bu
düzensiz olgular onlar için hep bir bilmece olmuştur.
1970'lerde az sayıda bilimci bu düzensizliklerle ilgilenmeye
başladı. Bu bilimciler fizik, matematik, biyoloji ve kimya
gibi farklı alanlardan geliyorlardı ve çoğu da birbirinden
habersizdi.
Fizyologlar insan kalbinde ortaya çıkan ve sebebi
anlaşılmayan ani ölümlere yol açan kaosta şaşırtıcı bir
düzen gördüler.
Çevrebilimciler çingene tırtılı kolonilerinin ortaya
çıkışını ve yok oluşunu incelediler.
Ekonomistler eski hisse senedi fiyatları verilerini
çıkardılar ve yeni bir analiz türünü denediler.
Sonunda sezgileri onları diğer olaylara yöneltti. Bir kere
el attıktan sonra her yerde kaosla karşılaştılar:
-
Salına salına yükselen sigara dumanının birdenbire
kıvrılıp bükülüşü,
-
Bayrağın rüzgarda dalgalanışı,
-
Bir
musluktan düzenli aralıklarla damlayan su damlalarının
düzensiz olarak damlamaya başlamaları,
-
Meteoroloji olaylarındaki aşikar düzensizlikler,
-
Uçan bir uçağın atmosfer içindeki davranışları,
-
Otomobillerin otoyol üzerindeki dağılımları,
-
Yer
altından fışkıran petrolün akışı,
ve
masum gözüken daha bir sürü olay kaosun varlığını haber
veriyordu.
Kaosun ateşli savunucuları 20. yüzyıl biliminin üç şeyle
hatırlanacağını iddia ediyorlar: Relativite, quantum ve
kaos. Relativite teorisi mutlak mekan ve zaman kavramını,
quantum teorisi hassas ölçüm hayalini kaos da Laplace'ın
determinist önbelirleme fantazisini yıkmıştır.
Kaos, galaksileri inceleyen fizikçileri bulutları da inceler
hale getirdi. Quantum fiziği gibi derin konuları isleyen
dergilerde artık zıplayan top veya basit sarkaç gibi klasik
fiziğin ehlileştirilmiş konularındaki kaotik davranışlar da
inceleniyor.
Kaos,
sisteme giren verilerdeki en küçük bir değişikliğin bile
çıkışta çok muazzam sonuçlara sebep olabileceğini
göstermiştir. Bu duruma şaka yollu olarak kelebek etkisi deniyor. Kelebek etkisi, bugün Pekin'de sakin ve masum bir
şekilde kanatlarını çırpan bir kelebeğin dalgalandırdığı
hava yarın New York'ta fırtınaya dönüşebilir demektir.
Kelebek etkisi sadece fiziksel olaylarda değil sosyal
olaylarda da etkiliymiş gibi görünüyor. Bunu Cengiz Han'a
atfedilen bir sözle ifade edebiliriz:
"Bir çivi kaybolduğu için bir nal kayboldu,
Bir nal kaybolduğu için bir at kayboldu,
Bir at kaybolduğu için bir atlı kayboldu,
Bir atlı kaybolduğu için bir haber kayboldu,
Bir haber kaybolduğu için bir savaş kaybedildi,
Ve bir savaş kaybedildiği için bir krallık yok oldu."