eminsayin@hotmail.com

 ENTROPİ CAFE

 Kafa patlatan sorular

 Felix Klein

 Akademisyenler asal sayıları konuşuyor

 Hikayeler ve Espriler

 Kaos
 Matematik Üzerine
 Trivia
 2x2
 Aptal aptal sorular
 Görünmeyen katil
 Lechetül Hakaik
 Ölümlerden bir ölüm
 O nedir?
 Kısaca UFO lar
 Yangın
 1994 ün en garip intiharı
 Bilgisayar Klişeleri
 Çizgi film yasaları
 Film Klişeleri
 Hapishane hayatına övgü
 Kanonik tv aksiyomları
 Avukatlardan inciler
 Bütün cevaplar
 En kolay pop quiz
 Gereksiz icatlar
 İki yüzlü referanslar
 Ne işinize yarayacaksa
 Psikiyatrik yardım

 

 Aman Allah ım parçacığı

 Einstein den iktibaslar

 Fizikte cevap bekleyen sorular

 Foucault sarkacı
 Kaos-2
 Korunum yasaları
 Şaşılası durumlar
 Big-Bang kozmonolojisi
 Fiziksel paradokslar
 Foton nedir?
 Genişleyen evren
 Karadelikler üzerine
 Lilliputlar için fizik

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Entropi Kafe

 

 

 

 

 

Hikayeler ve espriler

 

 

 

 

 


       Büyük matematikçi David Hilbert uçakla yolculuğun ilk zamanlarinda kendi sececegi herhangi bir konuda konusma yapmasi icin davet edilmisti. Onun sectigi konu Fermat’nin Son Teoreminin Kaniti idi. 
Soylemek gereksiz ya, konusma merakla bekleniyordu. Gelip konusmasini yapti. Harika bir konusmaydi, ama Fermat’nin Son Teoremiyle hic bir ilgisi yoktu. Konusma bittikten sonra biri nicin konusmayla ilgisi olmayan bir konu sectigini sordu. Hilbert cevap verdi: "Oh, o sadece ucagin dusme ihtimaline karsi bir tedbirdi." 

 

 

a

 


Baba filmini seyredenler, filmde Baba’nin kullandigi su deyimi mutlaka hatirlar: 
"-Ona reddedemeyecegi bir teklifte bulunacagim."
Peki, Baba Don Vito Corleone bir matematikci olsaydi bu lafi nasil soylerdi? 
"-Ona anlayamayacagi bir teklifte bulunacagim." 

 

a


S: Bir ruh ve sinir hastaliklari hastanesindeki hastalarla personel arasindaki fark nedir? 
C: Hastalar iyilesir ve taburcu olurlar. 

 

 

a


Psikiyatrin birinin her 1 hastasindan 2 si cift kisilikliymis. 
(Acaba psikiyatrlar cok kisilikli hastalarindan kisi basina mi ucret aliyorlar?) 

 

a


Adam barda gordugu guzel bir bayanla konusmanin yollarini ariyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kiza yaklasti ve, "biraz konusabilir miyiz, acaba?" dedi. Kiz birden haykirdi: "Terbiyesiz! Ben senin bildigin kizlardan degilim!" 
Adam utancindan yerin dibine girmisti. Herkes ona bakiyordu. Gitti ve masasina oturdu. 
Bir sure sonra kiz ona yaklasti. Gulumseyerek, "Az onceki olay icin ozur dilerim. Ben psikoloji ogrencisiyim ve utandirici durumlarda insanlarin nasil davrandiklarini inceliyordum." dedi. Adam avaz avaz bagirarak cevap verdi: "Ne? Gecesi 200 dolar mi? Deli misin sen?" 

 

a

 


Adam vahsice dovulmus ve parasi calinmisti. Kaldirimda kendinden gecmis ve yararlari kanayarak yatiyordu. Yoldan gecenler donup te bakmadilar bile. Kazara bakanlar da baslarini diger tarafa cevirdiler. Derken bir psikologun yolu oraya dustu. Adami gorunce hemen yanina kostu, onu inceledi ve soyle dedi: "Aman Allah’im! Bunu kim yaptiysa acil psikiyatrik yardima ihtiyaci var." 

 

a


Sekreter psikologu interkomdan aradi: 
"-Doktor, burada gorunmez oldugunu sanan bir hasta var." 
Psikolog cevap verdi: 
"-Ona soyle, simdi onu goremem." 

 

a


Pauli Heisenberg’e soyle sormustu: "Sahsen inandigin bir tanrin var mi?" 
Heisenberg cevap verdi: "Sorunu yeniden ifade edebilir miyim? Ben su ifadeyi tercih ediyorum: 
Sen, ya da bir baskasi, nesnelerin veya olaylarin, varligi butun suphelerin otesinde gozuken merkezi duzenine, bir baska insanin ruhuna dogrudan ulasabildigin gibi ulasabilir mi? Ruh kelimesini yanlis anlasilmamak icin bilerek kullaniyorum. Eger soruyu boyle sorarsan, cevabim evettir." 
--Werner Heisenberg, Fizik ve Otesi. New York: Harper & Row, 1971, Page 215. 

 

a

 


Stanford’dan bir arastirma grubu, obsessif-kompulsif bozukluklar uzerine bir arastirma yapmak icin katilimci aradiklarini ilan etti. ?lana ilgi muhtesem oldu. Daha 3 gun gecmeden 3,000 e yakin cevap gelmisti. ... ve hepsi de ayni kisi tarafindan gonderilmisti. 

 

a


The New England Tip Jurnalinin raporuna gore, doktorlarin 10 da 9 u doktorlarin 10 da birinin salak oldugunu dusunuyormus. 
--Jay Leno 

 

a


Elime bir eleman araniyor ilani gecti, aranizdan ilgilenenlere duyurulur. Ilan aynen soyle: 
Eleman araniyor. 
Nukleer fizyon izotop molekul reaktif sayaclari ve 3 fazli siklotronik uranyum fotosentezleyici isinde calisacak eleman araniyor. 
Deneyiminizin olmasi sart degildir. 

 

a


Ve Buddha onlara dedi: 
"Size benim kim oldugumu soruldugunda, ne cevap vereceksiniz?" 
Onlar dediler: 
"Sen bizim varolusumuzun temelindeki eskatalojik manifestasyon ve bizim aciklanan oz benligimiz baglaminin ontolojik temelisin." 
Ve Buddha cevap verdi: "HA!?" 

 

a


Zenophobia: Yakinsak dizilerden mantiksizca korku. 

 

a


"Bazilari benim korkunc bir kimse oldugumu dusunuyorlar. Hic bile! Bende bir cocuk kalbi var: Masamda ve bir kavanozun icinde. 
--Stephen King, 3/8/90 

 

a


Biyolog dedi ki: "Ben yasamin temel kurallarini inceliyorum." 
Psikolog dedi ki: "Yasamin temel kurallari sana hukmeder." 
?sadami dedi ki: "Ben ekonomiye hukmederim."
Ekonomist dedi ki: "Ekonominin kurallari senin isine hukmeder." 
Muhendis dedi ki: "Evren benim denklemlerimin bir modelidir." 
Fizikci dedi ki: "Benim denklemlerim evrenin bir modelidir." 
Matematikci dedi ki: "Hic umurumda bile degil." 

 

a


Cantasi calinan kadin mahkemede olayi anlatiyordu. Sanigi gostererek soyle dedi: 
"-Evet, bu o! Onu gun gibi gordum. Onun yuzunu her yerde taniyabilirim." 
Sanik yerinden firladi: 
"-Bayan, benim yuzumu nasil gormus olabilirsiniz? Yuzumde maske vardi!" 

 

a


Kimya laboratuarinda hoca, birinci siniflara ilk dersi yapiyordu. Elinde icinde sari sivi bulunan kap vardi. 
"-Bir kimyacinin ogrenmesi gereken ilk sey hic bir seyden igrenmemektir. Bu kapta at sidigi bulunuyor. Atin diyabetik olup olmadigini anlamanin en basit yolu onu tadip seker tadi olup olmadigina bakmaktir." 
Parmagini siviya soktu ve sonra agzina goturup yaladi. 
"-Simdi, denemek isteyen var mi?" 
Her zaman oldugu gibi siniftan bir kahraman kalkip hocaya dogru ilerledi. Parmagini siviya soktu ve agzina goturup yaladi. Yuzundeki ifadeden anlasildigi gibi gercekten at sidigiydi. Ogrenci yerine donup oturdu. 
Hoca tekrar konustu. 
"-Bir kimyacinin bilmesi gereken ikinci sey de cok iyi gozleyip hic bir detayi atlamamasidir." 
Sonra ayni deneyi tekrarladi. Orta parmagini siviya soktu ve isaret parmagini yaladi. 

 

a


Bir matematikci, bir kimyaci ve bir biyolog bos sandiklari bir binaya bakiyorlarmis. O sirada binaya iki kisi girmis... Bizimkiler tabii hala bakmaya devam ediyorlar... Bir zaman sonra binadan 3 kisi cikmis.Bizimkile heyecanli bir sekilde bunu yorumlamaya baslamislar.
Biyolog:
Bunlar iceride bir tur ureme gerceklestirmis olmalilar.
Kimyaci:
Zannediyorum iceride degisik bir tepkime meydana geldi ve uc parca olarak disari ciktilar.
Matematikci:
Iceriye bir kisi daha girerse bina bombos olacak.

 

a


Albert Einstein bir defasinda keman calmaya merak salmisti. Bir Haydn yayli kuarteti uzerinde calisiyordu. Ikinci bolumdeki kendi sirasini dorduncu kez de kacirinca cellist ona soyle dedi: 
"-Senin sorunun ne biliyor musun, Albert? Sen saymayi bilmiyorsun." 
Einstein aktif profesorluk yaparken bir ogrencisi ona soyle dedi: 
"-Bu seneki sorular gecen seneki sorularin aynisi!" 
"-Dogru," dedi yasli adam ve ekledi, "ancak bu sene butun cevaplar farkli." 

 

a


George Gamow’un Fizigi Sarsan 30 Yil kitabinda anlattigina gore Niels Bohr’un odasinda at nali asiliymis. At nalinin ugur getirdigine inanip inanmadigi kendisine soruldugunda soyle dermis: 
"-Biliyor musunuz, ugur getirdigine inanmasaniz bile at nali ugur getirebiliyormus." 

 

a


Hukumet matematik bilmeyenlere vergi koyacakmis. Ne kadar sacma! Sayisal loto baska ne ise yariyor ki? 
--Gallagher 

 

a


Matematik ogrencilerinden bir tanesi kafayi yemis. Kendisini diferansiyel operatoru saniyor. Kantinde,
"-Senin diferansiyelini alirim ulan! Senin turevini alirim ulan!"
diye dolasiyor. Herkes kacisiyor fakat bir ogrenci hic yerinden kipirdamiyor. 
"-Ne o?" diyor, "Sen benden korkmuyor musun?" 
"-Tabii ki korkmuyorum." 
"-Niye korkmuyormussun bakayim?" 
"-Ben ex'im." 
"-Ama ben d/dy'yim." 

a
Astronom Gunes tutulmasini izlemek icin Afrika'ya gitmisti. Yamyamlarin eline dustu. Onu bir direge bagladilar ve basina bir nobetci diktiler. Nobetciyle cat-pat konusmaya calisti 
"-Bana ne yapacaksiniz?"
"-Seni yiyecegiz." 
"-Beni ne zaman yemeyi dusunuyorsunuz?" 
"-Yarin ogle yemeginde..." 
"Harika!" diye gecirdi aklindan astronom. Ertesi gun ogle uzeri Gunes tutulmasi olacagini biliyordu. "Bunlara Gunes'e hukmedebilen bir tanri oldugumu kanitlayabilirsem pacayi kurtaririm." 
"... ama biraz gecikebilir," diye devam etti nobetci, "cunku yarin onemli bir gun. Ogle uzeri butun kabile hep birlikte Gunes tutulmasini izleyecegiz de." 

 

a


3 isletmeci 3 muhendis: 
(Muhendisler mi yoksa isletmeciler mi daha akilli iddiasinin bir urunu) 
Uc isletmeci ve uc muhendisin is icabi trenle bir seyahate cikmalari gerekir. Tren garina giderler. Uc isletmeci 3 bilet aldigi halde muhendisler tek bilet alir. Isletmeciler bunun sebebini sorduklarinda muhendisler, "bekleyin ve gorun," derler. 
Trene binerler ve tren hareket ettikten bir sure sonra uc muhendis kalkip hep beraber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra konduktor gelir ve uc isletmeciden uc bileti alir. Tuvaletin onunden gecerken kapiyi tiklatip, "bilet lutfen," der. Kapi acilir ve bir el bileti uzatir. ?sletmeciler bunu gorurler. Taktigi kapmislardir. 
Donus yolculugu icin yine gara giderler. Isletmeciler bu sefer tek bilet almislardir. Muhendisler ise hic bilet almaz. Isletmeciler yine sasirip sebebini sorduklarinda muhendisler yine bekleyip gormelerini soylerler. Bir sure sonra yolculuk baslar. 
Once isletmeciler kalkip bir tuvalete girer. Ardindan da muhendisler karsisindaki tuvalete. Konduktorun gelmesine yakin bir muhendis cikip karsi kapiyi tiklar ve "bilet lutfen," der. Acilan kapidan bir el bileti uzatir. Bileti alan muhendis diger tuvalete geri girer! 

 

a


Prof X, haydi adini vermeyelim, universitenin birinde nukleer fizik dersleri veriyordu, ama bir turlu kadroya alinmamisti. Bu konuda bir kac kez muracaat etmis olmasina ragmen munhal kadro olmadigi gerekcesiyle basvurulari geri cevrilmisti. 
Sonunda dekan onu cagirarak soyle dedi: 
"-Bos bir kadromuz var, ama bize bayan bir fizikci lazim, sen erkeksin; bize kati hal fizikcisi lazim, sen nukleer fizikcisin; ve bize bir deneysel fizikci lazim, sen teorik fizikcisin." 
Prof X bir an dusundukten sonra cevap verdi: 
"-Sartlarinizin ilk ikisini kabul etmeye hazirim, ama deneysel fizikci! Asla!" 

 

a


Einstein bir cok yerde konferanslar vermisti. Bu konferanslara ozel soforun kullandigi bir otoyla gidiyordu. O konferans verirken sofor de dinleyiciler arasinda oturarak onu dinlerdi. Bir gun yine bir yere konferansa gidiyorlardi. Bir aralik sofor, 
"-Dr Einstein," dedi, sizi o kadar uzun zamandir defalarca dinledim ki artik yapacaginiz konusmayi kelimesi kelimesine biliyorum." Yasli adam pasi almisti.
"-Pekala," dedi, "simdi gitmekte oldugumuz yerde beni tanimazlar. Palto ve sapkalarimizi degiselim ve sen konus." 
Sofor konustu. Gercekten de dersini iyi calismisti. Biri cikip da daha onceki konferanslarda sorulmamis bir soru soruncaya kadar sorular kismini bile basariyla goturuyordu. Yine de bozuntuya vermedi: 
"-Boyle basit bir seyi sormaniz gercekten cok garip," dedi, "simdi arka sirada oturan soforumu cagiracagim ve size cevap vermesini soyleyecegim." 
(Dikkat: Bu sadece bir hikayedir, gercek kisi ve olaylara benzerligi sadece tesaduften ibarettir.) 

 

a


The Feynman Lectures on Physics'in butun ciltlerinde Feyman'in bongo davulu calarken cekilmis bir resmi vardir. James Gleick'in Dahi, Richard Feynman ve Modern Fizik'te yazdigina gore, Isvecli bir ansiklopedi yayincisi Feynman'dan bu fotografin bir kopyasini istemis ve onunla "teorik fizigin temsil ettigi zorluklara insani bir yaklasim kazandirmayi" dusunmustu. Feynman patladi. 
"-Sayin Bay," diye karaladi, "benim bir davul caliyor olmamin teorik fizikci olmamla hic bir iliskisi yoktur. Teorik fizik insani bir faaliyettir, insan eliyle gerceklestirilmis en yuksek gelismelerden biri - ve onunla ugrasan insanlarin da insan oldugunu surekli (bongo davullari calmak gibi) az sayida diger insanlarin yaptigi seyleri gostererek kanitlama arzusu bana hakarettir. 
Ben size, cehenneme kadar yolunuz var, diyecek kadar insanim." 

 

a


Bence ucan daireler hakkindaki raporlarin, dunyadisi zekalarin bilinmeyen mantikli cabalarindan ziyade dunyali zekalarin bilinen mantiksiz niteliginin bir sonucu olmasi daha cok muhtemeldir. 
--Richard Feynman 

 

a


Einstein'dan relativite teorisini basitce anlatmasini isterler bir gun. O da, "size bir hikaye anlatayim," der. 
Gecenlerde arkadasim John'la dolasiyorduk. John anadan dogma kor. Bir parka gidip bir banka oturalim ve biraz dinlenelim dedik. 
Biz oturmus sohbet ederken bir sutcu yanimizdan bagirarak gecti. John sordu: 
"-Al, bu adam niye bagiriyor?" 
"-O bir sutcu. Sut satmaya calisiyor." 
"-Sut nedir?" 
Dedim ya, o anadan dogma kor. 
"-Sut beyaz bir sividir." 
"-Siviyi anladim, fakat beyaz nedir?" 
"-Kugu kuslarinin rengi gibi yani." 
"-Kusu anladim, fakat kugu nasil bir kustur?" 
"-Hani su parklarda filan bulunan egri boyunlu kus." 
"-Boynu anladim da, egri nedir?" 
Baktim olacak gibi degil, onun elini tuttum ve kolumu kivirarak elini omzumdan bilegime kadar gezdirdim ve 
"-Iste egri boyle bir sey," dedim. O zaman John, 
"-Haaaa!", dedi, "iste simdi sutu anladim." 
(Dikkat: Bu sadece bir hikayedir, gercek kisi ve olaylara benzerligi sadece tesaduften ibarettir.) 

a


Fizikci sorunu anladi!
Bir bir rahip, ayyas ve bir fizikci giyotinle idama mahkum edildi. 
Once rahip cikarildi. Ona "yukariya mi bakmak istersin asagiya mi?" diye soruldugunda, "gokleri son olarak bir kac saniye daha seyredebilmek icin yukari bakmak isterim," dedi. Cellat onu yuzu yukariya bakacak sekilde bagladi ve bicagi serbet birakacak mekanizmayi cekti, ancak bicak rahibin bogazina birkac santimetre kala durdu. Seyirciler "bu bir mucize!" diye bagiristi. Bunun uzerine rahip serbest birakildi. 
Sonra ayyas cikarildi. Ona da "yukari mi bakmak istersin asagi mi?" diye soruldugunda, "son olarak bir kac yudum daha icki icebilmek icin yukari bakmak isterim," dedi. Cellat onu yuzu yukariya bakacak sekilde bagladi, agzina icki doktu ve bicagi serbet birakacak mekanizmayi cekti, ancak bicak ayyasin bogazina birkac santimetre kala durdu. Seyirciler "bu bir mucize!" diye bagiristi. Bunun uzerine ayyas serbest birakildi. 
Sonra fizikci cikarildi. O da yukari bakmak istedigini soyledi. Cellat onu da yuzu yukariya bakacak sekilde bagladi ve isini yapmaya hazirlandi. Bu arada fizikci gozleriyle mekanizmayi inceliyor ve kalabalik da ucuncu bir mucizenin gerceklesip gerceklesmeyecegini merakla bekliyordu. Cellat elini mekanizmaya uzattiginda fizikci konustu: "Bir dakika bekle, sorunu anladim." 

a


Alaska'da arastirmalar yapan bir grup bilimci, oda sicakliginda calisacak superiletken kesfetti. 

 

a


Istatistik ogrencisi dogru-yanlis turu sorulardan olusan bir sinavdaydi. Ders calismadigi her halinden belliydi, cunku sinavin basindan sonuna kadar yazi tura atmisti. Sonunda sinav bitti, herkes kagitlarini teslim etti, sadece o para atmaya devam ediyordu. 
Hoca onun yanina gitti ve "evladim, hem calismamissin, hem de kagidini hala teslim etmedin," dedi. 
"Sssst!" dedi ogrenci, "cevaplarimi kontrol ediyorum."

a


Bir salyangoz yolu gecerken ona bir kaplumbaga carpti. Acil serviste gozlerini acan salyangoza neler oldugu soruldugunda, "pek hatirlayamiyorum," dedi, "her sey o kadar hizli oldu ki!" 

 

a


Uc cocuk oturmus, "benim babam seninkini dover," muhabbeti yapiyordu. 
"Benim babam," dedi biri, "o kadar hizlidir ki, bir ok attiginda oktan once hedefe varir." 
"Bu da bir sey mi?" dedi digeri, "benim babam tabancasiyla ates eder, sonra da mermiden once hedefe varir." 
"Birakin bunlari yaa!" dedi ucuncu, "benim babam memurdur; mesaisi 18:00'de biter ve o 16:45'te evde olur." 

 

a


S: Isik niye saniyede sadece 300 bin km gibi bir hizla gidiyor? Bilimciler daha iyisini yapamiyor mu? 
C: Haklisin. Isigin saniyede 300 bin km yol almasi cok utanc verici, ama fizikciler hala bu sorun uzerinde calisiyorlar. Hali hazirda saniyede 350 bin km hizla giden bir arac var, fakat onun farlarindan cikan isik saniyede ancak 300 bin km gidebiliyor. Tabi bu, aracin otoyolda yanlis yolda gidiyormus gibi gorunmesine neden olmakla birlikte, hem farlari kapaliymis hem de isik araci takip ediyormus gibi bir duruma yol aciyor. ?ste bu nedenle bugunlerde bir cok fizikcinin surucu belgesi yok. 
--Ask Dr Science. 

a


Araniyor! 
Schrodinger'in kedisi 
Odul: $10,000 
Olu veya diri 

a


Bu harika olmali! Tek kelimesini bile anlamiyorum. 
Benzer bir espriyi ITU elektrik mezunu bir arkadasim bir hoca hakkinda yaptigini soylemisti: "Yaa, bu adam harika seyler anlatiyor; bir de anlayabilsem!" 
Yine ayni arkadasin aktardigina gore hoca soruyor: 
"-Termik role ne ise yarar?" 
"-Motoru korur, korur, korur!" diyor bir kac kisi birlikte. 
(Bu slogan o gunlerde bir motor yagi reklaminda kullaniliyordu.) 
Sunu da ayni arkadas aktardi: 
Yoklama icin sinifta dolastirilan kagida herkes ismini yaziyor. Kagit hocanin eline ulasinca hoca sinifi ve kagittaki isimleri sayiyor. Dogal olarak kagittaki isimlerin sayisi daha fazla cikiyor. Hoca da kagittaki isimleri tek tek okuyarak yoklamayi tekrarliyor ve cevap gelmeyen isimleri karaliyor. Okunan isimlerden biri de Danyal Topatan (artist, oldu). Sinif zaten anlasmali ve hazir, hep birlikte cevap veriyorlar: 
"-Icimizde!" 

a


Bazilari insanin var olma nedeninin "galaksinin bir beyin evrimlestirme arzusu" olduguna inaniyor. 
Pesimistler de bunun "galaksinin bazi gezegenlerden kurtulma arzusu" olduguna inaniyor. 

 

a


75 yil kadar once Harvard kutuphanesini ziyaret eden Avrupali bir fizikci Tabiat Felsefesi raflarini bulamadigindan sikayet ederek kutuphane gorevlisinden yardim istemisti. 
Gorevli "biz ona bugunlerde fizik diyoruz," diye cevap vermis ve onu fizik raflarinin bulundugu yere goturmustu. 

 

a


Yaratilisin tarihi 
Herkesin bildigi gibi yaratilis Isa'dan once 4004'te vuku buldu. Kesin konusmak gerekirse tam olarak MO 21 Mart 4004, Carsamba gunu saat 18:00'de.
Bu tarihin kanitlari tamamen dokumanlardan geliyor. MO 4004 senesi, Baspiskopos Ussher tarafindan Yahudi takvimine gore Tufan'in vuku buldugu sene olan MO 2348'e Tekvin kitabinda adi gecen her sahsin omru eklenerek elde edilmis. Diger detaylar da yine ayni kitaptan soyle cikariliyor: 
*Saat 18:00 
Tekvin kitabina gore yaratilis gunduzlere ve gecelere bolunmus ve yaratilisa aksam vakti baslanmistir; cunku Yahudilere (ve Muslumanlara) gore gun aksam vakti baslar. 
*Carsamba 
Tekvin kitabina gore dunya dorduncu gunde yaratildi. Pazar ilk gun olarak kabul edilince dorduncu gun Carsamba olur. 
*21 Mart 
Gunduz ve gece uzunlugu senenin gunlerine gore degisir, bu nedenle yaratilisin, gunduz ve gece surelerinin esit oldugu ekinokslardan birinde gerceklestigini kabul etmek son derece mantikli bir yaklasim olur. Bahar ekinoksu her zaman guz ekinoksundan onemli oldugu icin de 21 Mart tek secenek olarak kaliyor. 

 

a


Kabul etmenin 4 safhasi: 
i. bu degersiz sacmalik, 
ii. bu ilginc fakat sapkin bir gorus, 
iii. bu dogru fakat neredeyse tamamen onemsiz, 
iv. ben bunu hep soyledim. 
(J.B.S. Haldane, Journal of Genetics #58, 1963, p.464) 

 

a


Hayat karmasiktir: Onun gercek ve sanal kisimlari bulunur. 
Matematik ogrencisi Genel Topolojiden sozludeydi ("Genel Topolojiden nasil sozlu yapilir?" diye sormayin, bu bir hikaye). Durumu da epey kotuydu. Ogrencinin yerlerde surunen performansindan gina gelen hocalardan biri sordu: 
"-Pekala, topoloji hakkinda ne biliyorsun? Bari onu soyle." Ogrenci cevap verdi: 
"-Topolojistin tanimini biliyorum." 
"-Soyle bakalim," dedi hoca, ogrencinin unlu bir topolog bir kahve fincani ile simit arasindaki farki bilmeyen kisidir seklindeki tanimi verecegini umarak; ancak ogrecinin cevabi farkliydi: 
"-Bir topolog kiciyla yerdeki bir delik arasindaki farki bilen, fakat kiciyla yerdeki iki delik arasindaki farki bilmeyen kisidir." 
En son bilgime gore, ogrenci dersten gecmis. 
"Delikanli, parlamento uyesi olmak istedigini anliyorum. Ogrenmen gereken ilk ders, ben bebek olumlerinin oranlari hakkinda istatistiksel bir rapor istedigimde, benim butun istedigim, benim basbakanligim doneminde olen bebeklerin sayisinin baska herhangi birinin basbakanligi donemindekilerden daha az oldugunun kanitidir. 
Politik istatistik budur." 
--Winston Churchill. 

a


 
Universitenin birinde sinavlarda hesap makinesinin kullanilmasina izin verilip verilmesi konusunda tartismalar yapiliyordu. Fizik bolumu kullanilmasi yonunde oy kullanan ilk bolumdu. Ilk 3 saatlik sinavda da su tek soruyu sormuslardi: 
"Planck sabitini 1 kabul ederek evreni tanimlayin." 

 

a


Feynman bir gun derste acisal momentumdan soz ediyordu. Dondurme (rotasyon) matrislerini tanimladi ve onlarin degismeli olmadiklarini soyledikten sonra ekledi: 
"Sir William Hamilton bu degisme ozelliginin olmadigini Lady Hamilton'la bir bahcede gezintideyken kesfetmisti. Bir banka oturduklarinda bir anlik bir tutku dalgasi gecti. Iste bu anda Hamilton AxB'nin BxA'ya esit olmadigini fark etti." 

 

a


Bir ampulu degistirmek icin ... 
Bir ampulu degistirmek icin kac genel relativiteciye ihtiyac vardir? 
Iki. Biri ampulu tutar, digeri evreni dondurur. 
Bir ampulu degistirmek icin kac quantum fizikcisine ihtiyac vardir? 
Bir. Ikisi bunu yapmak, biri de dalga fonksiyonunu renormalize etmek icin. 
Bir ampulu degistirmek icin kac quantum mekanikcisine ihtiyac vardir? 
Onlar bunu yapamaz; cunku duyun yerini belirleseler ampulun yerini belirleyemezler. 
Bir ampulu degistirmek icin kac Heisenberg'e ihtiyac vardir? 
Sayisini bilirsen ampulun yerini bilemezsin. 
Bir ampulu degistirmek icin kac astronoma ihtiyac vardir? 
Hic; onlar karanligi tercih eder. 
Bir ampulu degistirmek icin kac radyo astronomuna ihtiyac vardir? 
Hic; onlar bu tur kisa dalgalarla ilgilenmezler. 

 

a


Deneyci heyecanla teorisyenin odasina girer. Elinde son deneyiyle ilgili bir grafik vardir. 
Teorisyen grafigi inceler ve "himmm," der, "iste tam su senin elde ettigin yerde bir maksimum cikmasi gerekiyordu. Nedeni de su... (mantiksal bir suru aciklama)" 
Deneyci, "bir dakika," der, "grafigi ters tutuyorsun." Grafigi ters cevirerek teorisyene verir. 
Teorisyen grafigi inceler ve "himmm," der, "iste tam su senin elde ettigin yerde bir minimum cikmasi gerekiyordu. Nedeni de su ..." 

 

a


*Once oku atip sonra da okun isabet noktayi merkez kabul eden daireleri cizen ve boylece daima 12'den vuran okcunun hikayesini duymus muydunuz? 
Sonraki soru suydu: Gezegenleri Gunes'in etrafinda donduren nedir? 
Kepler'in zamaninda bazilari bu soruya gezegenlerin arkasinda meleklerin bulundugu ve onlarin kanatlarini cirparak gezegenleri yorunge uzerinde ittigi cevabini veriyordu. Goreceginiz gibi, bu cevap gercekten o kadar da uzak degildir -- tek farkla ki melekler baska bir yerde duruyorlar ve gezegenleri Gunes'e dogru itiyorlar. 
--Richard Feynman Character Of Physical Law, p. 8 

 

a


*Feynman'in ne demek istedigini gercekten merak edenlere, Genel Cekim Yasasini incelemeleri onerilir. 
Chem 101 Lab ilk yasa: Sicak ve soguk camin gorunusu aynidir. 
Daha sonra yanlis oldugunu buldugumuz bir cok seyi bilmedikleri icin sinifta biraktigimiz kimya ogrencilerinin sayisi uzerinde dusunmek bile cok rahatsizlik verici. 
--quoted in Robert L. Weber, Science With a Smile (1992) 

 

a


Enzimler, baska turlu aciklamak icin uzerinde derin dusunme gerektiren seyleri aciklamak icin biyologlar tarafindan uydurulmustur. 
-- Jerome Lettvin 

 

a


Benim soyledigimi sandigin seyi anladigina inaniyorum, fakat senin isittigin seyin benim kastettigim sey olmadigini fark ettiginden emin degilim. 
Beni gercegi arayan insanlarin arasina gotur; onu bulmus olanlardan beni kurtar. 

 

a


Teknisyenler muhendis olduklarini dusunurler,
Muhendisler fizikci olduklarini dusunurler, 
Fizikciler matematikci olduklarini dusunurler, 
Matematikciler filozof olduklarini dusunurler, 
Filozoflar teknisyen olduklarini dusunurler. 

a


Teoride teori ile pratik arasinda bir fark yoktur, ama pratikte arada dunya kadar fark vardir. 
Adi konulmamis bir yasa: Gerceklesiyorsa, mumkun olmalidir. 
Babaannene aciklayamadigin bir seyi hakkiyla anlamis sayilmazsin. 


--Albert Einstein 
*Einstein'in soyledigi iddia edilen butun laflari onun soyleyip soylemedigini cok merak ediyorum. Hani, adam modern bir Nasrettin Hoca haline gelmis olmasin!? 


Hakem karari: Anlayamadigimdan nefret ederim, nefret ettigimi redderim. 
 
 
a


Dekanlik fizik bolumune bir yazi gonderdi: 
Laboratuvar, pahali ekipmanlar ve daha bilmem neler icin size niye bu kadar cok odenek ayirmam gerekiyor? Kendinize matematik bolumunu ornek alsaniza. Onlarin butun istedigi kalem, kagit ve cop tenekesi. Daha da iyisi, felsefe bolumunu ornek alin: Onlar sadece kagit ve kalem istiyorlar. 

 

a


Muhendis felsefesi 
Bir muhendis icin evrendeki her sey su iki kategoriden birine girer: 
1. Tamir edilmesi gereken seyler ve, 
2. Bir kac dakikaligina oynadiktan sonra tamir edilmesi gerekecek seyler. 
Muhendisler problem cozmeyi severler. Etrafta hazir problem yoksa kendi problemlerini kendileri yaratirlar. Normal insanlar bunu anlayamaz; onlar bozuk olmayan bir seyin tamir edilmesine gerek olmadigina inanirlar. Muhendisler ise bir sey bozuk degilse onun henuz bazi ozelliklerinin olmadigina inanirlar. 
Is basindaki muhendisler 
Muhendisler yeni bir aletin montaj talimatini okumaya gerek duymayan insanlardir. Montaji yapilacak aletin (stereo, VCR, camcorder, vs) kutusunu actiklarinda yapacaklari ilk is montaj ve kullanim talimatini bir kenara atmaktir. Sonra gerekli baglantilari yaparlar ve dugmeler ve diger kollarla oynarlar. Daha sonra alet tamire gittiginde montaj ve kullanma talimatini okumak icin yeterince bol vakitleri olacaktir. 

 

a


Gecenin bir vaktinde calan telefonla uyandi adam: 
"-Alo?" 
"-Orasi uc yuz kirk iki - bin yuz onbir mi?" 
"-Hayir, burasi uc yuz kirk iki - onbir onbir." 
"-Bin yuz onbir olmadigindan emin misiniz?" 
"-Tabi ki eminim, burasi onbir onbir." 
"-Ah, yanlis numara o halde. Gecenin bu saatinde uyandirdigim icin ozur dilerim." 
"-Onemli degil, efendim. Nasil olsa telefona cevap vermek icin uyanacaktim." 
Avukat adli tabibi sorguya cekiyordu (tabi, bir Amerikan mahkemesinde): 
"-Olum evrakini imzalamadan once adamin nabzina bakmis miydiniz?" 
"-Hayir." 
"-Kalbini dinlemis miydiniz?" 
"-Hayir." 
"-Nefes alip almadigini kontrol etmis miydiniz?" 
"-Hayir." 
"-Oyleyse, olum evrakini imzalamadan once adamin olu oldugunda emin olmak icin gereken hic bir islemi yapmadiniz, degil mi?" 
Tabibin sabri tasti: 
"-Pekala, soyle soyleyeyim: Adamin beyni masamdaydi, fakat butun bildigim, onun bir yerlerde hala hukuk tahsili yapiyor olabilecegidir."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Designed by Mehmet Emin Sayın ©2007