Hapishane hayatına övgü
Bir Amerikan hapishanesi ile kendi çalışma şartlarını
karşılaştıran bir Amerikalı:
Hapishanedekilere her gün üç öğün ücretsiz yemek
verilir.
Bana işyerinde sadece bir öğün yemek verilir, onun da
parasını ben öderim.
Hapishanedekiler günlerinin çoğunu 8x10 m2'lik
hücrelerde geçirir.
Ben işyerinde zamanımın çoğunu 6x6 m2'lik bir yerde
geçiriyorum.
Hapishanede iyi davrananları açık havaya çıkarmakla
ödüllendirirler.
Ben işyerinde iyi davranırsam bana daha çok iş
yaptırırlar.
Hapishanedekiler üzerine adları işlenmiş bir elbiseyle
dolaşırlar.
Ben işyerinde kartımı boynuma asmak zorundayım.
Hapishanede kıyafet yönetmeliği vardır, ama elbiseyi
onlar verir.
İşyerinde de kıyafet yönetmeliği vardır, ama kendi
elbiselerimi kendim almak zorundayım.
Hapishanede bir gardiyan onlar için kapıyı kilitler ve
açar.
İşyerinde kapıdan geçmek için kartımı kullanmak
zorundayım.
Hapishanede TV seyredip oyun oynayabilirler.
İşyerinde TV seyreder ve oyun oynarsam beni işten
atarlar.
Hapishanedekileri yeni bir meslek öğrenmeleri için
teşvik ederler.
Ben bunu ancak kendime ait boş vakitlerimde yapabilirim.
Hapishanedekiler jimnastik salonunu istedikleri zaman
kullanabilirler.
Ben bunu ancak kendime ait boş vakitlerimde yapabilirim.
Hapishanedekiler ne zaman isterlerse uyuyabilirler.
Ben işyerinde uyursam kovulurum.
Hapishanedekiler hiç bir ücret ödemeden muayene ve
tedavi olabilirler.
Ben muayene ve tedavi için bir şeyler ödemek zorundayım.
Hapishanedekilerin bütün giderleri vergi ödeyenler
tarafından karşılanır.
Ben masraflarımı karşılayabilmek ve vergi ödemek için
çalışırım.